Blog Detay

Ana Sayfa / Blog yazıları

Nasıl bir eğitim istiyoruz?


Ezberci bir eğitim sistemi var. Sınavlara endeksli. Öğrenmek için değil not için çalışılıyor. Üreten değil, tüken insanlar yetiştiriyor. Teorik ağırlıklı. Uygulama yok gibi. Spor ve sanat dersleri angarya olarak görülüyor. Okumayan, sorgulamayan, araştırmayan nesiller yetiştiriliyor. Bu listeyi alabildiğine uzatmak mümkün. Öğretmenlerin yetersizliğinden kütüphanelere kadar daha pek çok yetersizlik sıralanabilir. Ya da her yeni gelen bakanla birlikte yazboz tahtasına döndürülen eğitim sistemini masaya yatırabiliriz. Ama bunların hiçbirinin bugünkü sorunların çözümüne bir katkısı olmaz. Önemli olan eğitimi yöneten kadroların eğitime bakış açısı ki işte bu konuda hemen her gün yeni hayal kırıklıkları yaşıyoruz...80li yıllarda düzenlenen 8. ve 9. Milli Eğitim Şurasında öğrencilerin el becerilerinin geliştirilmesi ve üretkenliklerinin artırılması yönünde kararlar alındı. Bu amaçla konulan zorunlu ve seçmeli derslerin artırılması öngörüldü. Yüzlerce fizik formülü ezberleyen öğrenci, evinde sigortası attığında sarabilsin istendi. Kurbağanın kan dolaşımını ezbere çizen öğrenci kendi kan grubunu da bilsin yönünde kararlar alındı. Ekonomiye, beslenmeye, teknolojiye, kısacası hayata yönelik bilgilerle donatılsın, uygulama olanağı yaratılsın temennisinde bulunuldu... Ve bu kararlar çerçevesinde, ilk ve orta dereceli okullarda görevlendirilecek öğretmenlerin yetiştirilmesi için bir yüksek öğretmen okulunun kurulması kararlaştırıldı. Okulun o zamanki adı Endüstriyel Sanatlar Yüksek Öğretmen Okulu, şimdiki adı ise Gazi Üniversitesi Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesi... Kurulalı 30 yıl olmuş. Önceki gün Ankarada o yılları yad edip geldiği noktayı tartıştık. Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Necat Birinci ve Talim Terbiye Kurulu Başkanı Ziya Selçuk da vardı. Ben de mezunlar adına oradaydım. Bir hesapladım 23 yıl olmuş. Yıllar ne kadar da çabuk geçiyor. Üzüldüğüm nokta; yılların ne kadar çabuk geçtiğinden çok, 30 yıl önce tartışılan konuların yeniden masaya yatırılmasıydı. İlköğretim okullarının ikinci kademesindeki uygulamalı dersler 6 saatten iki saate indirilmiş. Onu bile kaldırmayı düşünüyorlarmış. Gerekçesi ise daha korkunç. Talim Terbiye Kurulu Başkanı Selçuka göre kendi çocuğu bile bu dersin gerekliliğine inanmıyormuş. Eğer bu mantıkla yola çıkacak olursak, sadece tüm dersleri kaldırmakla kalmayıp, tüm okulları da kapatmak zorunda kalabiliriz. Türk Eğitim Sistemi öylesine öğrenciler yetiştiriyor ki onlara göre sınavda soru çıkmayan hiçbir ders önemli değil. O dersler de sınavda soru çıktığı için ciddiye alınıyor. Yoksa önemine inandıklarından değil.
Özetin özeti: Eğitimde, iktidara her gelenin, sil baştan yeniden şekillendirmeyeceği bir devlet politikasının oluşturulması zamanı geldi de geçiyor. Adı üstünde Milli Eğitim Bakanlığı. Tıpkı Milli Savunma gibi. Siz hiç Türkiye'nin milli güvenlik politikasının zırt pırt değiştiğini gördünüz mü?!.. Türk Eğitim Sisteminin genel yapısına bakıldığında elle tutulur bir yanını görmek gerçekten çok zor. İsterseniz gelin önce bir durum tespiti yapalım: 0

Abbas Güçlü

Whatsapp Bilgi